Orman ve dağ yürüyüşleri yaparken belki de karşına çıkıverecek minik tavşanın rehberliğinde yoluna devam ederken sepetini dolduran çeşit çeşit otların neler olduğunu birbirimizden öğrenip, çeşitli yemeklerin doğuşuna da tanıklık edeceğiz.

Kahvaltı vaktimiz geliyor, sepetimizden çıkan otlarımızla folluktaki yumurtaların buluşma saati. Yanına da taze sağılmış sütler, ekşi mayalı köy ekmekleri. Üstüne tazecik tereyağını sürmeyi unutma aman. Üstelik hepsini sen yapabilirsin. Çiftlik yaşamı ne güzel değil mi? Her şey taze taze el altında. Ya da taze taze iken kurutulmuş, hazırlanmıştır.

İlkbahar geldi havalar ısınıyor, toprak uyanıyor. Artık tohumları ekme zamanı, iş birliği ile toprağı tohuma güzelce hazırlıyoruz, sonra da özenle ekiyoruz. Bahçede de faaliyet başladı. Bahçeyi sürdük, doğal gübremizi verdik. Tohumlarımız ve fidelerimiz de hazır, artık ekim dikim zamanı. Ektik, diktik. Can suyunu vermeyi unutmayalım sakın. Artık arada çapalanmak, otlarından arınmak ve sulanmak isteyen sebzelerimiz var. Kısa süre sonra boylanıp çiçek açacaklar. Sonrası olgunlaşma dönemi. Artık afiyetle yaz kış yeme zamanı.

Sebzelerimiz böyle ama ya meyveler? Baharda onların da kurumuş dallarından kurtulup çiçek açma zamanı bahar. Onun için hemen kolları sıvayıp budama işine girişiyoruz. Bahçıvanımız bütün deneyimiyle budamayı nasıl yapacağımızı anlatmaya başlıyor, sonra iş başı. Ağaçlar çiçek açmaya hazır. Hep birlikte bekliyoruz. Çiçekler açıyor, ağaçlar meyveye duruyor. Şimdi dolu veya don vurmasın istiyoruz. Gözümüz havada. Bazı yıllar çok bereketli oluyor. Zaman ilerlerken meyveler büyüyor, lezzetleniyor. Artık olgunlaşan çeşit çeşit meyveyi dalından yiyebilir ya da reçel, marmelat, pekmez yaparak kışın da sofrana taşıyabilirsin. Az kalsın söylemeyi unutuyorduk. Turşular, çeşit çeşit sirkeler de yapabilirsin, bazı meyveleri kurutup sağlığına sağlık katmak ne de güzel olur. Dağların çiçekleriyle beslenmiş arıların hakiki balları ile tatlandırılmış mis gibi kuşburnu çayını kim reddedebilir ki?

Canın biraz yalnızlık mı istedi. Oltan yanınızda mı? İşte güzel bir fırsat. Yönümüz belli. Yumurtacı göleti. Sakin sakin oltayı atarken kulağımız da kuş cıvıltılarında… Herhalde uzun süredir böyle bir koro, böyle bir müzik ziyafeti dinlememişsindir. Şaşırdın değil mi?
Göç dönemine denk gelirsen göçmen kuşları da görebilir, en güzel pozlarını yakalayabilirsin.

Aslında anahtar sözcük ne biliyor musun? Sen ne yapmak istersin? Doğa, çiftlik, farklı deneyimler senin için nelerdir? Sen söyle; hep birlikte yapalım.
Kolaylık olsun diye birkaçını biz sayıverelim.

  • hiç hamur açtın mı?
  • hiç süt sağıp yoğurt mayaladın mı?
  • hiç tereyağı yaptın mı?
  • hiç reçeller, marmelatlar yaptın mı, onların meyvelerini çarşılardan almak yerine doğadan topladın mı?
  • hiç gece yarılarına kadar pekmez kaynattın mı, ocak sönmesin diye odunlar hazırladın mı?
  • hiç traktör kullanmayı denedin mi?
  • hiç çisil çisil yağmur altında toprağın saldığı kokuyu hissederek toprağın tavı geldi dedin mi?
  • hiç mantarla turşu kurdun mu?
  • hiç dokuma tezgahının başına geçtin mi?
  • domates fideleyip, olgunlaşmasını izledin mi? Peki sonra salça da yaptın mı hiç?
  • çoluk çocuk birlikte yapılan işlerle yorulup ailece neşe içinde kırlara uzandın mı hiç?
  • seninle ortak keyifleri olan yeni dostlar edinmenin keyfini yaşadın mı hiç?